2021 yılında Yeni Şafak’ta “Yeni Bir Gençlik Siyaseti Yükseliyor” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Z Kuşağı tartışmalarının seçim matematiği ve kaygı siyaseti üzerinden yürütüldüğü bir dönemde, TEKNOFEST kuşağının sahneye çıkışının önemine dikkat çekmiş; yazıyı da “Gençleri anlamak yetmez, hissetmek gerekir” cümlesiyle bitirmiştim.
Aradan tam beş yıl geçti.
Geçtiğimiz cumartesi günü Kocaeli’den yansıyan görüntüler gösterdi ki; o his artık yalnızca bir gözlem değil, büyük bir toplumsal karşılık üretmiş durumda. Tıpkı 21 Mayıs 2022’de Adana’da gerçekleştirilen “Bir Gençlik Şöleni” gibi, Kocaeli buluşması da AK Parti’nin gençlik siyasetinde zamanın ruhunu yakalama ve büyük ölçekli koordinasyon üretme kapasitesini ortaya koydu.
2021 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gençlerin iletişim kalıplarını ve dijital dünyanın imkânlarını dikkate alan yeni bir siyasal iletişim dili kuruyordu. Gençlik siyasetinde de bir şeylerin değiştiğine dair güçlü işaretler yükseliyordu.
AK Parti, 2021’de “TEKNOFEST Kuşağı” söylemiyle 20. yılını kutlarken bugün 25. yılını geride bırakıyor. O günlerde gençlerin AK Parti’ye yönelmeyeceğini iddia eden birçok uzmana rağmen, AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan ikilisi gençlerin siyasal tercihleri içerisinde etkili bir ağırlık merkezi olmayı sürdürdü.
2021’de sosyal medya merkezli bir gençlik okuması yapılırken, bugün yapay zekâ ile birlikte gençler çok daha hızlı ve derin bir dijital dönüşümün içerisine girmiş durumda.
Kocaeli’nin Anlattıkları
Kocaeli Stadyumu; 81 ilden, 922 ilçeden ve 207 üniversiteden gelen yaklaşık 100 bin genç tarafından dolduruldu. Tribünleri kaplayan koreografilerde Ayasofya’dan AKINCI’ya, KAAN’dan ALTAY’a, TB2’den TCG Anadolu’ya uzanan güçlü bir sembol dili vardı. “Mazide kökümüz” vurgusu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görseli üzerinden savunma sanayii hamlelerine bağlandı. Gökyüzünde Türk bayrağı çizen drone gösterileri ise organizasyonun görsel hafızasını oluşturdu.
Bunu yalnızca bir organizasyon coşkusu olarak okumak eksik kalır.
Bu tablo, AK Parti Gençlik Kolları’nın 2001’den bugüne geçirdiği dönüşümün en görünür çıktılarından biridir. Bir dönem “hareketin saha gücü” olarak tanımlanan gençlik teşkilatı; zaman içerisinde kurumsallaşma, dijitalleşme ve ideolojik derinleşme süreçlerinden geçti.
2013’te Gezi süreciyle dijital siyasetin ve dezenformasyonun etkisi daha net görüldü. 15 Temmuz sonrasında yerli-milli eksen daha güçlü biçimde siyasetin merkezine yerleşti. 2023 seçimleri öncesinde TEKNOFEST ruhunun yükselişiyle birlikte gençlik siyaseti yeni bir kimlik kazandı.
Kocaeli şöleni ise bu sürecin son halkasıdır. Bu organizasyon klasik bir parti gençliği mitinginden daha fazlasıdır. Burada gördüğümüz şey; kimlik, aidiyet ve özgüvenin büyük ölçekli bir lider-gençlik buluşması üzerinden sahneye taşınmasıdır.
Eleştirileri Doğru Zeminde Okumak
Şölenin ardından iki temel tartışma öne çıktı. Her ikisi de dikkatle değerlendirilmeyi hak ediyor.
İlki, “dindar nesil” tartışmasıydı. Bazı görüntüler üzerinden yapılan yorumlar, muhafazakâr kamuoyunun bir bölümünde gerçek bir kaygının bulunduğunu gösterdi. Bu eleştirileri bütünüyle yok saymak doğru değildir. Ancak 25 yıllık siyasi hafızaya sahip, Türkiye Yüzyılı gibi kapsayıcı bir vizyon ortaya koyan bir siyasi hareketi yalnızca tek boyutlu eleştiriler üzerinden değerlendirmek de sağlıklı olmayacaktır.
İkinci tartışma ise sahne tercihleri ve bazı isimler üzerinden yürütüldü. Özellikle siyasi geçmişiyle tartışma konusu olmuş bir ismin organizasyonda yer alması farklı çevrelerden eleştiriler aldı.
Bu tartışmaların bir kısmı meşru sorular taşıyor; bir kısmı ise AK Parti’nin her büyük organizasyonunun ardından tekrar eden refleks eleştirilerinin yeni versiyonları. İkisini birbirinden ayırt etmek, hem nitelikli bir okuma hem de sağlıklı bir siyasi muhasebe için şart. Organizasyonu tartışan herkesin önce şunu kabul etmesi gerekir: 100 bin genci bir araya getiren bir yapı, eleştiriden değil başarısızlıktan çekinir.
AK Parti açısından en zor sınavlardan biri tam da burada duruyor: 25 yıllık bir siyasi hareketin birikimini, yeni neslin diliyle buluşturabilmek…
Bugün AK Parti’nin, geçmiş ideolojik kalıpları birebir taşıyan bir yapıdan ziyade; geçmişe vefasını korurken aynı zamanda Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi marka değeri etrafında konumlanan daha geniş bir siyasal refleks geliştirdiği söylenebilir.
Ama şu da unutulmamalıdır: Bu tartışmaların tamamı şölenin ardından ortaya çıktı. Yani organizasyon, tartışma üretecek kadar güçlü bir etki oluşturdu. Çünkü biliyoruz ki gündem oluşturmayan organizasyonlar tartışılmaz.
Burada görülen şey, AK Parti’nin kurumsal yapısı içerisinde en dinamik ve en hareketli alanlardan birinin hâlâ Gençlik Kolları olduğudur. Gençlik Kolları üzerinden dile getirilen eleştiriler de yalnızca gençlik teşkilatına değil, daha geniş bir siyasal beklenti alanına işaret etmektedir.
Geçen Beş Yılın Muhasebesi
2021’de sözünü ettiğim “yeni gençlik siyaseti”, bugün çok daha somut bir zemine oturmuş durumda.
AK Parti Gençlik Kolları’nın son bir yılda yaklaşık 400 bin yeni üye kazanması, strateji kampları, uluslararası gençlik diplomasisi çalışmaları ve “81 Hayal Bir Türkiye” gibi organizasyonlar; bu örgütsel dinamizmin ve derinleşmenin işaretleri olarak okunabilir. Kocaeli şöleni ise bütün bu birikimi görünür hale getirdi.
Gençlik siyaseti yalnızca seçim dönemlerinde görünür hale gelen geçici mobilizasyonlarla değil; süreklilik üreten kurumsal ağlar, saha organizasyonu ve aidiyet duygusunu canlı tutabilen yapılar üzerinden şekillenmektedir. “Muhalefet gençliği” ve “apolitik gençlik” kapasitesi üzerine yapılan nadir araştırmalar önemli veriler sunsa da, bu enerjiyi uzun vadeli ve ülke sathına yayılmış bir örgütsel kapasiteye dönüştürme konusunda daha parçalı bir görünüm ortaya çıkmaktadır.
Bu açıdan Kocaeli buluşması, yalnızca yüksek katılımlı bir organizasyon olmanın ötesinde; gençlik siyasetinde kurumsallaşma, kolektif kimlik üretimi ve sürdürülebilir siyasal mobilizasyonun nasıl inşa edildiğini göstermesi bakımından ayrıca dikkat çekici bir örnek niteliği taşımaktadır.
Ancak beş yılın muhasebesini yaparken şu soruyu da masada bırakmak gerekiyor: Türkiye demografik olarak gençlik kategorisinden uzaklaşırken ve nüfus artış hızı düşerken, gençlere duyulan ihtiyaç her geçen gün daha da fazla olacak mı?
Bugün stadyumları dolduran gençler; aynı zamanda iş arayan, yuva kurmak isteyen, üretmek için alan bekleyen ve zaman zaman yurt dışını düşünse de bu topraklara ait olmaktan vazgeçmeyen bir gençliktir. Onların enerjisini siyasette tutabilmek için coşku bir başlangıç noktasıdır, varış noktası değil.
Dolayısıyla gençlik politikalarının yalnızca organizasyon başarısı üzerinden değil; eğitimden istihdama, kültürden teknolojiye, sosyal hayattan aidiyet duygusuna kadar geniş bir perspektifle yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.
TEKNOFEST ve savunma sanayii etrafında oluşan özgüven iklimi, “yapabiliyoruz” ve “başarabiliyoruz” duygusunu yeniden örgütleyen güçlü bir enerji üretmiştir. Tarihimizin en zorlu dönemlerinde de bu tür kolektif inanç, toplumsal dönüşümün motoru olmuştur. Bugün o ruhun gençlik üzerinden yeniden inşa edilmesi, sıradan bir siyasi başarının ötesinde anlam taşımaktadır.
Bu enerjiyi sürdürülebilir hale getirmek ise artık gençlik siyasetinin en kritik sorumluluklarından biridir.
Son Söz
Kocaeli şöleni bize şunu açık biçimde gösterdi: AK Parti Gençlik Kolları, 2021’de tarif edilen dönüşümün önemli ölçüde kurumsallaştığı bir aşamaya ulaştı.
Hareket siyasetinden kitle mobilizasyonuna, saha örgütlenmesinden dijital-kültürel ağlara uzanan ve yapay zekâ entegrasyonuna doğru yol alan bu yapı bugün daha net biçimde görünmektedir.
Şöleni; eleştirilere rağmen, gençliğe yakışan heyecanı, çeşitliliği ve kurumsal kapasiteyi göstermesi bakımından oldukça başarılı buluyorum.
Ancak 100 bin genç bir stadyumu doldurup dağıldıktan sonra asıl sınav başlamaktadır: O gençlerin beklentilerine cevap verebilmeyi sürdürmek.
Çünkü coşku siyasetin enerjisidir. Ama enerji, tek başına dönüşüm üretmeye yetmez.
Kocaeli yalnızca AK Parti için değil, Türkiye’deki bütün siyasi partiler için bir işaret fişeğidir. Türkiye’de gençliğin siyasal eğilimleri ayrıca tartışılabilir; ancak gençlik siyaseti çalışan herkes için AK Parti Gençlik Kolları deneyimi artık ayrı bir parantez olarak daha dikkatli incelenmek zorundadır.
